logo
tel_1
home_1 contact_1 map_1
face_1 twit_1 link_1 msn_1 you_1
 
1 3 5
7 9
11
 
   
2008 yılı sonları Beylerbeyi Eski Defterdar Evi restorasyon ve dekorasyon işinde ça-ıştı.2009 yılında Dubai Rixos Ottoman Palace Otel’de kalemişi ekip sorumlusu oalarak çalıştı.2010 yılında Güney Afrika Johanesburg’ta Nizamiye Külliyesi kalemişi desen ve renk sorumlusu olarak çalıştı.Buradan döndükten sonra kendi işini yapmaya başladı.
 
 
Seramik Çini PDF Yazdır e-Posta
yonetim tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 26 Aralık 2016 12:14

SERAMİK ÇİNİ 

Uygulamalarımızda ağırlıklı olarak "kalem işi" ve "altın-gümüş varak" teknikleri kullanılmasına rağmen bu sanat dalında kullanılan diğer teknikler hakkında da bilgi vermeyi uygun buluyoruz. 

SERAMİK ÇİNİ

 

Osmanlı tarihinden günümüze kalan en özel ve nadide miraslardan biri olan çini sanatı, hala gündemini korumaktadır. Cami ve türbelerin duvarlarında karşılaştığımız bu sanat dalı, köşk ve sarayların dış ve iç cephelerini de süslemektedir. Seramik sanatı olarak da adlandırılmaktadır. İnce detaylar ile işlenen ve işlenen objelere hayat veren Osmanlı tarihinin en gözde sanat dalı, günümüze kadar değerinden bir şey kaybetmeden devam etmektedir.

 

Vazo, tabak, sürahi ve çeşitli kap kaçaklara işlenen motifler ve renklendirmeler ile oluşan eserler, şimdilerde ev ve çeşitli mekanların dekorasyonu olarak kullanılmaktadır. Karahanlılar tarafından geliştirilen çini sanatı, daha sonraları diğer Türk devletleri tarafından da geliştirilmeye başlanmıştır. En parlak dönemini Osmanlı Devletinin kuruluşunda yaşamıştır. Anadolu Selçuklu Devleti ve Büyük Selçuklu Devleti, hakimiyet altına aldığı yerlere cami, medrese, saray inşa etmişler ve bu sanatı, mekanların çeşitli bölgelerine yansıtmışlardır. İznik Yeşil Cami, Bursa Yeşil Cami, Bursa Muradiye Camisi, Edirne Muradiye Camisi, Edirne Şah Melek Paşa Camisi, Çinili Köşk, İstanbul’da Yavuz Sultan Selim Camii ve Türbesi, Haseki Medresesi, İstanbul Mahmut Paşa Türbesi, Osmanlı Devletinin İlk örneklerini taşımaktadırlar. Daha çok geometrik desenleri yansıtan eserler, zamanla daha farklı bir boyut kazanmıştır. Bitkisel kökenli desenler, yazılar, lacivert, sarı, türkuaz, siyah gibi renkler, bu sanat dalında daha çok kullanılmıştır.


Çini Sanatının meşhur olan ustası Baba Nakkas, bu sanat dalına çok özel örnekler sunarak daha farklı boyut kazanmasına, gelişmesine ve yayılmasına ön ayak olmuştur. Yavuz Sultan Selim döneminde ise birçok sanatçı yetiştirilmiş ve renk, desen çeşitliliği artırılmıştır. Altın sarısı, fıstık yeşili, kırmızı gibi birçok renk eserlerde, kullanılmıştır. Mozaik türü eserlerin yerine sır altı boya tekniği geliştirilmiş ve Fatih dönemimde, uygulanmaya başlanmıştır. Veli Can adında ünlü üstat, Saz yolu desenini oluşturmaya başlamış, objelere farklı desenler geliştirmeye başlamıştır. Bitki şekilleri, hayvan figürleri, ağaçlar, çiçekler, dönemin en önemli bitkileri, çini sanatında uygulanmaya başlamıştır. Kahverengi ve doğa renkleri, daha sık kullanılarak, bahar havası niteliğinde eserlere yer verilmiştir.

 

Zamanla gelişen ve yenilenen çini sanatı, Mimar Sinan ile daha çok önem görmeye başlanmıştır. Her yapıtında bu sanat dalından eserler kullanarak, şu an bile ilgi duyulan mekanlar yaratmıştır. Hürrem Sultan inşası en güzel örnekleri sunmaktadır. Makinelerin üretilmesi ile porselen süslemesinde de kullanılmaya başlanmıştır. Kütahya’da hala gündemde olan sanat dalı, seramiğe can veriyor. İznik’te ise aynı gelenek ile sürdürülmeye ve orijinal yapımı değişmeden devam etmektedir. 

 

Çini sanatının çeşitli teknikleri bulunmaktadır. Mozaik Çini Tekniği, Sır Altı Boyama Tekniği, Renkli Sır Tekniği ve Perdah Tekniği’dir. Her bir tekniği çok güzel bir görünüm sunmaktadır. Perdah tekniği, altın ve gümüş tozları kullanarak yapılmaktadır. Beyaz ve saydam astar levhalar üzerine oluşturulan desenler, sonradan fırınlanmaktadır. Sır Altı Boyama, Osmanlı Devletin de kullanılmaya başlayan ve hala gündemini koruyan bir yöntemdir. Mozaik Çini Tekniği, ilk gelişmeye başladığı yıllarda kullanılmıştır. Tuğla süslemesi olarak da adlandırılmaktadır. Renkli sır tekniği, renkli sır üzerine yapılan desenler ile oluşmaktadır. Krom oksit ile desenlerin üzeri, kontür tarzında tekrar çizilerek fırınlanır.

 

RENKLER
Krom oksit: Hammadde olarak yeşildir,sarımsı yeşilden koyu yeşile kadar renk verir, kromla kırmızı renkli sırlarda elde edilir.
Krom ve Sipinel minerallerinden siyah sağlanır.
Bakır Oksit: Kurşunlu sırlarda yeşil tonlarını verir. Alkali sırlarda mavi renk verir. Sırrın bileşimine ve fırınlamaya bağlı olarak ta turkuaz renkte bakır oksitten elde edilir.
Nikel Oksit: Su da rahat çözünür.Kirli sarı,yeşil ve bazen pembe elde edilir.
Kobalt Oksit: Pişirim sonrasında açık maviden koyu laciverte kadar renk verirler. Mangan Oksit: Kurşunlu sırlarda kahve tonlarını verir alkali sırlarda mor renk oluşturur.
Demir Oksit:  Oksidasyan pişirimi(elektrikli oksijenli ortam)sarımsı kahveden, şarap kırmızısına, kahve rengine kadar renk verir. Redüksiyon pişiriminde (az oksijen)gri maviden griye dek renk verir.
Kurşun Oksit: Kurşun oksit çok ise sırda sarımsı renk verir.
Selen Bileşikleri: 900 derece ile 1000 derecede çok güzel kırmızı renk verirler, başka sırlarla karışırsa kahvemsi, siyahımsı sonuçlar oluşur.

Sırlama Seramik ürünlerin estetik ve teknik amaçlarla üzerine kaplanan sert ve genellikle parlak camsı ince tabakaya sır denir. Boyalarla yapılan desen çizme tamamlandıktan sonra cini şeffaf, renksiz, parlak bir sırla kaplanır. Sır içinde kullanılan hammaddeler değirmenlerde uzun zaman öğütülür, karışım bezle süzülür çökmeye bırakılır ve daha sonra üstündeki fazla su atılır. Kurşun oksitten dolayı turuncu kırmızı olan sır karışımı için bir bağlayıcı gerekmektedir. İran’da bu bağlayıcı genellikle kitre idi; Kütahya’da ise bugün un kullanılmaktadır. Sırlama işlemi ya çininin sırra batırılması ile ya da sırrın mamulün üzerine akıtılması ile yapılır. İznikli ustaların duvar çinilerini akıtma yöntemi ile sırladıkları açıktır. Bugün Kütahya’da ustalar çinilerin tabanında ki fazla sırı bıçak ya da süngerle temizleyip, sırlaması eksik kalmış yerleri fırça ile doldurur. Ürün fırınlamaya hazırdır. Dekorlanan malzemenin istenilen özellikleri kazandırmak için geçirmiş olduğu  ısıl işlemlere pişirme denir. Fırınlama yüklemeden boşaltmaya kadar olan safhaları içine alır. Isıl işlemlerin yapıldığı kontrollü mekanlara fırın denir. Fırının büyüklüğüne, içinin doluluk oranına, kullanılan malzemenin cinsine göre genellikle 800-930 derece arasında ısı kullanılır. Pişirme süresi  doluluk sıklığı, fırının hacmi, ısı homojenliği yine malzemeye göre değişir. Fırındaki değişimler göz önüne alınarak  pişirim ve fırını soğutma yavaş yapılır.Aksi taktirde çininin bünyesi zayıflar. Üzerinde sır çatlakları oluşur. Pişirim sırasında malzemelerin moleküler yapısı değiştiğinden çeşitli gazlar ihtiva ederler. 

 

Kaynak : http://www.unutulmussanatlar.com

 

 
Son Güncelleme: Pazartesi, 26 Aralık 2016 12:34
   
   
face_1 twit_1 link_1 msn_1 you_1